Smiling Handshake

Ticaret Hukuku

Several Open Books

Fikrî Mülkiyet Hukuku

Contract

İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku

Crime Scene Tape

Ceza Hukuku

Digital Work

Bilişim Hukuku

Canva - null.jpg

KVKK-GDPR

Office Building

Gayrimenkul Hukuku

Insurance Agent

İcra ve İflas Hukuku

 

Akademik Çalışmalar ve Makalelerimiz

                                                 CORONA VİRÜSÜ VE HUKUKUMUZA ETKİSİ

Bu çalışmamızda Çin'in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve hızla yayılarak Dünya'yı ve maalesef ülkemizi etkisi altına alan corona virüsünün bir diğer adıyla Covid-19'un ortaya çıkarması muhtemel hukuki sorunlar ve çözüm önerileri tartışılmıştır. 
Corona virüsü sebebiyle iş hukuku, sözleşmeler hukuku, ticaret hukuku ve ceza hukuku başta gelmek üzere birçok alanda çeşitli sorunların vuku bulacağı aşikârdır. Bir işçi iş sözleşmesini corona virüsü sebebiyle haklı nedenle feshedebilir mi, karantina kurallarına uymayanlar Türk Ceza Kanunu kapsamında bir yaptırım ile karşırlar mı, iş sözleşmeleri bu dönemde askıya alınabilir mi, ticari sözleşmelerde revizyon mu yapılması gerekecektir, corona virüsü mücbir sebep sayılır mı? Gibi pek çok konuya cevap aranmış ve çeşitli potansiyel durumlar ana hatlarıyla açıklanmıştır.
Anahtar Kelimeler: coronavirüs, Covid-19, pandemi, salgın hastalık, iş sözleşmesi, fesih, mücbir sebep, karantina, ceza hukuku, ticaret hukuku.

Law

              İFADE HÜRRİYETİ KAPSAMINDA REKLAM YASAĞININ DEĞERLENDİRİLMESİ

            Hak ve Hürriyet(Özgürlük) kavramları, bu kavramların ötesinde de “Temel Hak ve Hürriyetler” mefhumu günümüz demokratik hukuk düzenlerinin vazgeçilmez parçaları olarak addedilmektedir. Hatta bu kavramların da üstünde “İnsan Hakları” veya bazı kaynaklarda geçtiği üzere “Temel İnsan Hakları” terimleri demokratik hukuk devletlerinin olmazsa olmazı kabul edilmektedir. Ne var ki, ayrıntısına ilerleyen kısımlarda değinileceği üzere, “İnsan Hakları” başlığı daha ziyade bir temenni, bir olması gereken ifade ediyor olduğundan “Temel Hak ve Hürriyetler”  kavramını kullanmak kanaatimizce daha uygun görünmektedir.

            Bu sebeple çalışmamızda esas alınacak ve incelenecek olan, temel hak ve hürriyetler üst başlığı olmakla; bu hak ve hürriyetleri tanıyan, koruyan ve bu standartların üstüne çıkmayı hedefleyen devletler her bir temel hak açısından ayrıntılı güvencelere yer vermeye çalışmakta bu yolla meşruiyet temelini sağlamak ve çoğulcu toplum yapısında birlikte yaşamı mümkün kılmayı amaçlamaktadırlar (TÜMAY, 2015). İfade hürriyeti bu bağlamda temel haklar içinde önem arz eden bir konumu haizdir. İfade hürriyeti temel hak ve hürriyetlerden birisi olması hasebiyle; vazgeçilemez haklardandır. Yine bu niteliğinden dolayı düşünce, kanaat ve ifade hürriyeti (özgürlüğü) biçiminde bir arada da ifade edilen bu hak özü itibari ile sınırlandırılamaz ve engellenemez durumdadır. Fakat hakkın bu yönü mutlak değildir. Her hak, hürriyet ve ödev için geçerli olduğu üzere İfade Hürriyeti için de belirli sınırlar ve düzen uygulamaları dünyanın her gelişmiş demokrasisinde az veya çok mevcuttur. Zira toplum halinde yaşamanın getirdiği bir takım sorumluluklar, temel hak ve hürriyetler açısından da sınırların belirlenmesi zaruretini doğurmaktadır. Aksi kabul edilir, yani temel hak ve hürriyetlerin asla sınırlanamayacağı öngörülürse bu kabulün düzensizlik düzenini getireceği kanımızca muhakkaktır.

            İşbu çalışmamızda usulü aşağıda açıklanacağı üzere; temel hak ve hürriyetlerin ne olduğu, hangi hallerde sınırlanabileceği, bu hak ve hürriyetler içinde ifade hürriyetinin yeri irdelenecek, yapılabilecek sınırlamalar çerçevesinde haksız rekabeti engellemek için getirilmiş reklam kısıtlaması/yasağı düzenlemelerinin durumu kendi bakış açımızdan açıklanmaya çalışılacaktır. Bu belirlemeler Türkiye Cumhuriyeti Anayasası (Anayasa), Türk Ticaret Kanunu (TTK) ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) esas hareket noktası kabul edilmek suretiyle gerekli yerlerde sair ilgili mevzuata da değinilerek yapılacaktır.

          FİKRİ ve SINAİ MÜLKİYET HUKUKUNDA ZORUNLU ARABULUCULUĞUN KAPSAMI

           Bu çalışmamızda, fikri ve sınai haklarla ilgili uyuşmazlıklarda kanun koyucu tarafından dava şartı olarak öngörülen arabuluculuğun kapsamı ele alınmıştır. Çalışmada Türk Ticaret Kanunu’nun tabiri ile “fikri mülkiyet hukukuna dair mevzuatla” ilgili dava şartı arabuluculuğun sınırları ve hangi tür davaların bu kapsamda kaldığı irdelenmiş, bir vakanın dava şartı arabuluculuk sınırları içinde kalması için aranan şartlar açıklanmıştır.

            Kanuni ismi dava şartı olsa da uygulamada, gerek hukukçular gerekse diğer kişiler tarafından konuya ilişkin olarak sıklıkla “zorunlu” kavramının kullanıldığı da göz önüne alınarak, çalışma boyunca bu iki kavrama da yer verilmiştir.

            Çalışmamızda ilk olarak arabuluculuğun ayrı bir müessese halinde hukuk sistemimize girişi ve sonrasında işçi-işveren uyuşmazlıklarıyla başlamak üzere zorunlu/dava şartı arabuluculuğun hukuk sistemimizdeki seyri kısaca açıklanmıştır. Ardından, çalışmanın kapsamına inilerek, fikri ve sınai mülkiyet hukukundaki zorunlu arabuluculuk kurumu irdelenmiş ve son bölümde çalışma toparlanarak sona erdirilmiştir.

            Çalışmamızda zorunlu arabuluculuğa ilişkin genel teorik bir malumat verilmiş olmakla birlikte, yer yer uygulamaya dair bilgiler aktarılmış ve bazı öneriler dile getirilmiştir.

                                               KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI HUKUKUNUN

                                                                         TARİHİ GELİŞİMİ

1960’lara gelindiğinde kişisel bilgi paylaşımında görülmeye başlanan artış, dönemin idarecileri tarafından gelecek öngörüleri kapsamında dikkate alınmış ve gelecekte (diğer bir ifadeyle günümüzde) bilginin akıl almaz bir hızda el değiştirebileceği, manipüle edilebileceği, silinebileceği, değiştirilebileceği, art niyetli kişilerin kullanımına girebileceği, bilgi bazlı pazarlama yapılabileceği mülahaza edilmiştir.
Bu kapsamda Avrupa devletleri veri güvenliğini ve özellikle kişisel veri emniyetini sağlamak için 1970’lerden itibaren somut çalışmalar başlatmışlardır.
Bu faaliyetler kapsamında öncelikle pek çok Avrupa Birliği üyesi devlet kendi mevzuatlarına hükümler koyarak veri güvenliğini tesis etmeye çalışmışlardır.
Bir süre sonra, devletlerin bireysel mevzuat çalışmalarını, uluslararası örgütlerin faaliyetleri takip etmiş ve Kişisel Verilerin Korunması Hukuku alanındaki somut faaliyetler başlamıştır.

                                     ULUSLARARASI HUKUKTA TİCARET UNVANI KORUMASI

            Bu çalışmamızda Türk Hukuk sisteminde esas itibariyle Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 39 ila 52. maddeleri ile sağlanan “ticaret unvanı” korumasının, uluslararası alandaki durumu ele alınmıştır. Başka bir ifadeyle bir ticaret unvanının hali hazırda uluslararası boyutta sahip olduğu koruma imkânları ve bu imkânların diğer fikri mülkiyet haklarına nazaran neden daha dar olduğu irdelenmiştir.

            Çalışmamızda tek ana başlık altında öncelikle ticaret unvanı kavramının ne olduğu, ticaret unvanına ilişkin olarak genellikle karşılaşılan yaklaşım biçimleri kısaca açıklanmış, sonrasında ticaret unvanının ülkemizdeki koruma durumuna son derece kısaca değinilerek ilk alt başlığımıza son verilmiştir.

            Ardından gelen ikinci alt başlık altında ise makalemizin asıl konusu olan ticaret unvanının uluslararası alandaki koruma durumu irdelenmiştir. Bu bölüm içinde, ticaret unvanına sağlanan uluslararası korumaya ilişkin bilgiler yanında, kısaca fikri mülkiyet hukukuna dair mevzuat kapsamındaki diğer fikri ve sınai haklara da yer yer değinilmiş ve ticaret unvanının uluslararası korunması ile ilgili kendi kanaatlerimiz belirtilmiştir.

            İkinci ve son bölümde ise makale çok kısa bir şekilde özetlenerek toparlanmış ve çalışmamız sona erdirilmiştir.

 

İnternet sitemizde yer alan bilgiler, Türkiye Barolar Birliği meslek ilke ve kuralları doğrultusunda ve yalnızca bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, hiçbir şekilde hukuki mütalaa olarak değerlendirilemeyeceği gibi, sitemiz ziyaretçisi ile U&K Hukuk ve Danışmanlık avukatları arasında avukat-müvekkil ilişkisi de doğurmaz. Sitemizde yer verilen bilgi ve görsellerin fikri mülkiyet hakları aksi belirtilmedikçe U&K Hukuk ve Danışmanlık avukatlarına aittir. Bu bilgiler ve görseller, hiçbir surette, U&K Hukuk ve Danışmanlık avukatlarının yazılı izni olmaksızın kısmen veya tamamen kopyalanamaz, dağıtılamaz, kullanılamaz yahut değiştirilemez. Sitemizde yer verdiğimiz bilgiler nedeniyle herhangi bir sorumluluk veya yükümlülük altına girilmemekte olup, sitemiz ziyaretçileri, söz konusu bilgiler sebebiyle zarara uğradıklarını iddia edemezler. İnternet sitemize bağlantı oluşturmak U&K Hukuk ve Danışmanlık avukatlarının yazılı iznine tabidir.

KVKK Politikamız ve Aydınlatma Metni İçin Tıklayınız

©2020 U&K Law and Consultancy. All Rights Reserved.